scopolamine

A Clash of Kings Chapter 1

Aug 26th, 2011
121
0
Never
Not a member of Pastebin yet? Sign Up, it unlocks many cool features!
text 15.53 KB | None | 0 0
  1. BÖLÜM 1
  2. ARYA
  3.  
  4. Winterfell’de onu “Arya Atsuratlı” diye çağırıyorlardı ve o bundan daha kötü bir şeyin olamayacağını düşünüyordu, ama bu, yetim çocuk Lommy Greenhands’in onu “yumrukafa” diye çağırmasından önceydi.
  5.  
  6. Kafasına dokunduğunda yumru hissediyordu. Yoren kendisini geçide doğru sürükleyince, onu öldüreceğini düşünmüştü, ama hırçın yaşlı adam onu sıkıca tutmuş, hançeriyle karmaşıklaşmış saçını kesmişti. Rüzgârın kirli kahverengi avuç dolusu saçlarını kaldırım taşlarına kaydırttığını hatırlıyordu, babasının öldüğü septe* doğru. “Erkekleri ve çocukları şehirden alıyorum” diyerek homurdandı Yoren, keskin çelik kafasında kazınırken. O işini bitirdiğinde, kafa derisi kısa saç tutamlarından başka hiçbir şey taşımıyordu.
  7.  
  8. Daha sonra ona buradan Winterfell’a kadar onun yetim Arry olacağını söyledi. “Kapıdan geçiş zor olmamalı, ama kalan yol da başka sorun. Kötü yol arkadaşları eşliğinde uzun bir yolculuğa çıkıyoruz. Bu sefer 30 kişi buldum, Duvar’a giden büyüklü küçüklü 30 erkek, ve onların senin piç kardeşin gibi olacağını düşünme.” Onu silkeledi. “Lord Eddard zindanlardan adam seçmeme izin vermişti, ama orada hiç lord bulamadım. Bulduğum adamlarınsa yarısı hayatlarının bağışlanması veya birkaç gümüş için seni anında kraliçeye teslim eder. Diğer yarısı da aynı şeyi yapar, ama önce tecavüz ederler. Bu yüzden kimseye bir şey çaktırma, işeyeceğin zaman da ormanda tek başına işe. Bu en zor kısmı olacak, işemek, bu yüzden içmen gerektiğinden daha fazla içki içme.”
  9.  
  10. Kralın topraklarını terk etmek kolaydı, tıpkı Yoren’in söylediği gibi. Kapıdaki Lannister gardiyanları herkesi durduruyorlardı, ama Yoren aralarından birini ismiyle çağırdı ve yük vagonları sallanarak geçti. Arya’ya göz bile atmadılar. Onlar soylu bir kızı, Kral’ın Sağ Eli’nin kızını, arıyorlardı, kafası kazınmış sıksa bir çocuğu değil. Arya geriye hiç bakmadı. Rush’un* yükselip tüm şehri yıkmasını istedi, Flea Bottom’u, Red Keep’i ve Büyük Sept’i ve her şeyi, ve herkesi, özellikle Prens Joffrey’i ve annesini. Ama böyle olmayacağını biliyordu ve nasılsa Sansa hala o şehirdeydi ve böyle bir şey onu da götürürdü. Bunu hatırladığında, bunun yerine Winterfell için dilek tutmaya karar verdi.
  11.  
  12. Yoren işeme konusunda yanılmıştı, gerçi. Bu hiç de en zor kısmı değildi; Lommy Greenhands ve Hot Pie en zor kısmıydı. Yetim çocuklar. Yoren bazılarını sokaklardan karınları için yemek karşılığı, ayakları için de ayakkabı vaadiyle toplamıştı. Kalanlarıysa zincirli halde bulmuştu. “Nöbetin iyi adamlara ihtiyacı var” dedi onlara yola çıkarken, “ama siz daha fazlasını yapmak zorunda kalacaksınız.”
  13.  
  14. Yoren zindanlardan yetişkin erkekleri de almıştı, hırsızları ve kaçak avcıları ve tecavüzcüleri ve benzerlerini. En kötüsü kara hücrelerde bulduğu üç adamdı, Yoren’in kendisini bile korkutmuş olmalı ki ellerinden ve ayaklarından vagonun arka tarafına zincirlenmişlerdi ve Duvar’a kadar tüm yolda demirler içinde kalacaklarına and içmişti. Bir tanesinin burnu yoktu, yüzündeki tek boşluğu kesilmişti ve iğrenç şişman dazlağın sivri keskin dişleri, yanaklarındaki yarayla ağlamaklı olanın insan gözüne hiç benzemeyen gözleri vardı.
  15.  
  16. Kral’ın Toprakları’ndan beş vagon ayrıldı, Duvar için erzaklarla yüklü: hayvan derilerinden ve kumaşlarından giysiler, pik demirinden çubuklar, kuzgunlar için bir kafes, kitaplar ve kağıt ve mürekkep, rutubetli sayfalar için balya, şişeler dolusu yağ, göğüs yaraları için ilaç ve çeşni. Sürmek için atlardan oluşan takım vagonları çekiyordu ve Yoren iki tane av köpeği ve çocuklar için yarım düzine eşek satın almıştı. Arya gerçek bir atı tercih ederdi, ama eşek, vagonu sürmekten daha iyiydi.
  17.  
  18. Yetişkinler ona hiç aldırış etmedi, ama çocuklarla o kadar da şanslı değildi. En genç yetim çocuktan, iki yaş daha küçüktü, daha zayıf ve küçük olması da cabası, ve Lommy ve Hot Pie onun sessizliğini korkmuş olduğuna verdiler, ya da salaklığına, ya da sağırlığına. “Yumrukafa’nın taşıdığı kılıca bakın hele” dedi Lommy bir sabah meyve bahçesi ve buğday tarlasından geçerlerken. Hırsızlıktan yakalanmadan önce bir boyacının çırağıydı ve kollarından dirseklerine kadar yeşile beneklenmişti. Kahkaha attığı zaman, bindikleri eşeklerin anırmasına benziyordu. “Yumrukafa gibi bir sokak çocuğu kılıcı nerden almıştır?”
  19.  
  20. Arya somurtkan bir şekilde dudağını ısırdı. Vagonların başındaki Yoren’in siyaha bürünmüş pelerinini görebiliyordu, ama yardım için ona gidip ağlamamaya azimliydi.
  21.  
  22. “Belki de küçük bir uşaktır,” diye cevapladı Hot Pie. Annesi ölmeden önce fırıncıydı ve “Sıcak turta! Sıcak turta” diye bağırarak onun el arabasını tüm gün sokaklarda itiyordu. “Belki de bir lordun uşağıdır, bu olmalı.”
  23.  
  24. “Uşak değil, baksana şuna. Bahse varım elindeki gerçek bir kılıç bile değildir. Bahse varım tenekelerden yapılmış oyuncak kılıçtan biridir.”
  25.  
  26. Arya, İğne’siyle alay ettikleri için onlardan nefret etti. “Bu kalede dövülmüş bir demir, seni salak,” diye tersledi, eyer içinde dönüp onlara bakarak, “ve çenenizi kapatsanız iyi olur.”
  27.  
  28. Yetim çocuklar bağırdı. “Böyle keskin bir şeyi nereden buldun, Yumrusurat?” Hot Pie öğrenmek istiyordu.
  29. “Yumrukafa,” diye düzeltti Lommy. “Muhtemelen çalmıştır.”
  30. “Çalmadım” dedi yüksek sesle. Jon Snow İğne’yi ona vermişti. Belki ona Yumrukafa demelerine izin verecekti, ama Jon’a hırsız demelerine izin vermeyecekti.
  31.  
  32. “Eğer çaldıysa, biz ondan bunu alabiliriz,”dedi Hot Pie. “Nasıl olsa onun değil. Böyle bir kılıç epey işime yarar.”
  33.  
  34. Lommy onu cesaretlendirdi. “Devam et, al ondan, sana meydan okuyorum.” Hot Pie eşeğini tekmeledi ve daha yakına sürdü. “Hey, Yumrusurat, o kılıcı bana ver.” Saçları saman rengindeydi, suratı güneş yanıkları ve soyulmuş kabuklarla doluydu. “Nasıl kullanman gerektiğini bilmiyorsun.”
  35.  
  36. Evet, biliyorum, diyebilirdi Arya. Ben bir çocuğunu öldürdüm, senin gibi şişko bir çocuğu, onu karnından bıçakladım ve öldü, ve eğer beni rahat bırakmazsan, seni de öldürürüm. Sadece Arya buna cesaret edebilseydi. Yoren bıçaklanmış çocuk hakkında bir şey bilmiyordu, ama eğer öğrenirse, Arya onun neler yapacağından korkuyordu. Arya diğer adamlardan bazılarının da katiller olduğundan emindi, kelepçelenmiş üç adamın katil olduğu kesindi, ama kraliçe onları aramıyordu, bu yüzden aynı şey değildi.
  37.  
  38. “Bak şuna,” diğer bağırdı Lommy Greenhands. “Bahse varım şimdi ağlayacak. Ağlamak mı istiyorsun, Yumrukafa?” Önceki gece uykusunda ağlamıştı. Sabah vakti uyanınca gözleri kızarmıştı ve kuruydu ve işin içinde hayatı dahi olsa, tek bir damla gözyaşı dahi dökemezdi.
  39.  
  40. “Şimdi pantolonuna işeyecek,” diye önesürdü Hot Pie.
  41.  
  42. “Onu yalnız bırakın,” dedi arkalarından gelen taranmamış siyah saçlı çocuk. Lommy onun adını, sürekli parlatıp ama asla giymediği bu boynuzlu şapkanın hatırına
  43. the Bull (*boğa) bırakmıştı.
  44.  
  45. “Hot Pie’e kılıcı versen iyi olur, Arry,” dedi Lommy.
  46.  
  47. “Hot Pie onu çok istiyor. Bir çocuğu ölümüne tekmelemişliği vardır. Sana da aynısını yapacak, bahse varım.”
  48.  
  49. “Onu yere yığdım ve taşaklarından tekmeledim, ve ölene kadar da tekmelemeye devam ettim,” diye övündü Hot Pie. “Tekmeleye tekmeleye onu parçalarına ayırdım. Taşşakları parçalanmıştı ve kanlıydı ve pipisi de siyaha dönmüştü. O kılıcı bana versen iyi edersin.”
  50.  
  51. Arya kemerinden pratik yapmak için kullandığı kılıcı çıkardı. “Bunu alabilirsin,” dedi Hot Pie’e, dövüşmek istemeyerek.
  52.  
  53. “O sadece bir çubuk.” Daha yakına sürerek ve İğne’nin kabzasına ulaşmaya çalışarak.
  54.  
  55. Arya, Hot Pie’nin eşeğinin kıç tarafına doğru tahtayı yaslarken, çubuktan tiz bir ses çıkarmasına sebebiyet verdi. Hayvan Hot Pie’i zemine doğru atarken anırdı ve sıçradı. Arya kendi eşeğinden atladı ve o yerden kalkmaya ve bir homurdanmayla yere geri doğru oturmaya çalışırken, Arya onun boğazını kılıcıyla dürttü. Sonrasında suratına doğru hızlıca vurdu ve çocuğun burnunda kol kırılmasına benzer bir çatlama sesine sebep oldu. Burun deliklerinden kan akmaya başladı. Hot Pie inlemeye başlarken, Arya eşeğin üzerinde ağzı açık bir şekilde oturan Lommy Greenhands’e doğru başını döndürdü. “Sen de kılıç istiyor musun?” diye bağırdı, ama karşılık alamadı. O, boyalı yeşil ellerini kendi yüzünün önüne doğru kaldırdı ve sıvışmak için ona doğru ciyakladı.
  56.  
  57. The Bull(*boğa) “Hemen arkanda” diye bağırdı ve Arya döndü. Hot Pie dizlerinin üzerindeydi, büyük sivri bir taşı yumruklarında tutuyordu. Arya onun atmasına izin verdi, taş onun yakınlarına düşerken başını eğdi. Sonrasında Arya ona doğru attı. Hot Pie elini kaldırdı ve Arya vurdu, ve sonra çenesine ve sonra dizlerine. Hot Pie onun elini kaptı, ve Arya diğer tarafa doğru dans etti ve tahtayı başının arka tarafına doğru vurdu. Hot Pie yere düştü ve kalktı ve Arya’ya doğru tökezledi. Tüm yüzü kir ve kan içindeydi. Arya bir su dansçısının duruşunu aldı ve bekledi. Hot Pie ona yeteri kadar yaklaştığında, Arya hamle yaptı bacaklarının tam ortasına doğru hamle yaptı, o kadar sert yaptı ki eğer kılıcı tahtadan olmasaydı, poposu çenesine kadar çıkmış olurdu.
  58.  
  59. Yoren Arya’yı Hot Pie’in üzerinden alırken, Hot Pie kokmuş kahverengi pantolonuyla yere sere serpe uzanmış, Arya onu tekrar tekrar döverken ağlıyordu.
  60.  
  61. “Yeter,” diye gürledi siyah kardeş, Arya’nın parmaklarından tahta kılıcı alırken, “bu budalayı öldürmek mi istiyorsun?” Lommy ve bazıları mırıldanmaya başlarken, yaşlı adam onlara doğru da gürledi. “Çenelerinizi kapatın, yoksa onları sizin yerinize ben kapatacağım. Bir daha olursa bu, sizi vagonların arkasına bağlarım ve Duvar’a kadar yerde sürüklerim.” dedi tükürerek. “Ve bu iki kez geçerli senin için, Arry. Şimdi benimle geliyorsun, çocuk.”
  62.  
  63. Hepsi Arya’ya bakıyordu, vagonun arka tarafına zincirlenmiş ve hapsedilmiş üçlü bile. Şişman olan sivri dişlerini şakırdattı ve ıslık sesi çıkardı, ama Arya onu görmezden geldi. Yaşlı adam küfürler ve homurtular eşliğinde Arya’yı ağaçların karmaşıklaştığı yola doğru sürükledi. “Eğer azıcık aklım olsaydı, seni Kral Toprakları’n da bırakmış olurdum. Duydun mu beni, çocuk?” Her zaman aynı kelimeyi homurdanıyordu, biraz daha sesli olsaydı ne duyduğundan emin olurdu. “Dizliklerini çöz ve aşağıya indir. Hadi, burada kimse görmez. Yap hadi.”
  64.  
  65. Huysuz bir şekilde Arya adamın söylediğini yaptı. “Orada, meşe ağacının karşısında. Evet, o şekilde.” Arya elleriyle ağacın gövdesini sardı ve yüzünü de sert tahtaya rastladı. “Şimdi bağır. Yüksek sesle bağır.”
  66.  
  67. Bağırmayacağım diye düşündü Arya inatçı bir şekilde, ama Yoren onun uyluklarının arkasına karşı tahtayı vurunca, çığlık yine de çıkıverdi. “Acıtacağını düşünüyor musun?” dedi. “Bunu dene.” Çubuk bir vızıltıyla geldi. Arya tekrardan haykırdı, düşmekten kurtulmak için ağacı tuttu. “Bir tane daha.” Arya sıkıcı tuttu, dudaklarını sıktı, sesin çıktığını duyunca da ürktü. Vuruş onun zıplamasına ve inlemesine sebep oldu. Ağlamayacağım, diye düşündü, hayır ağlamayacağım. Ben Winterfell’li bir Stark’im, sembolümüz kurttur ve kurtlar ağlamaz. Arya sol bacaklarından aşağıya doğru ince bir kan sızıntısının indiğini hissetti. Uylukları ve yüzü acıyla alev alev yanıyordu.
  68.  
  69. “Şimdi dikkatini çektim sanırım,” dedi Yoren. “Gelecek sefer kardeşlerinden birine öyle davranırsan, şu an aldıklarının iki katını alırsın, duydun mu beni? Şimdi kendini koru.”
  70.  
  71. Onlar benim kardeşlerim değiller diye düşündü Arya diz kapaklarına doğru eğilirken, ama bunu söylememenin daha iyi olduğunu biliyordu. Ellerini, kemeri ve bağcıklarıyla kurcalıyordu.
  72.  
  73. Yoren ona doğru bakıyordu. “Acıyor mu?” Su gibi sakin ol, dedi Arya kendisine, Syrio Forel’in öğrettiği gibi. “Biraz”
  74.  
  75. Yoren yere tükürdü. “O turtacı çocuğun ki daha fazla acıyor. Babanı öldüren o ya da hırsız Lommy değildi. Onlara vurmak babanı geri getirmeyecek.”
  76.  
  77. “Biliyorum,” dedi Arya mırıldanarak.
  78.  
  79. “Sana bilmediğin bir şeyi söyleyeyim. Böyle olmaması gerekiyordu. Ben ayrılmaya hazırlanırken, vagonları getirirken ve yüklerken, ve bir adam bir çocukla beraber benim için geldi, bir para çantası ve bir mesajla –kimden geldiğini boş ver-. Lord Eddard siyahlara bürünecek, dedi bana, bekle o da seninle gelecek. Niye oradaydım sanıyorsun? Sadece bir şeyler garipleşti.”
  80.  
  81. “Joffrey,” Arya soluklanarak. “Biri onu öldürmeli!”
  82.  
  83. “Biri öldürecek, ama bu ne ben, ne de sen olacak.” Yoren, Arya’nın tahta kılıcını geriye doğru fırlattı. “Vagonlardaki acıyapraklardan al,” dedi tekrar yola doğru koyulurken. “Birazını çiğne, acını dindirmesine yardımcı olacak.”
  84.  
  85. Tadı acı olmasına ve tükürüğünü kan renginde göstermesine rağmen acısını dindirmesine biraz yardımı dokundu. Öyle ki, günün geri kalanı , sonraki günü ve ondan sonraki günü yürüyebildi. Hot Pie daha kötü durumdaydı; Yoren bazı varillerin yerini değiştirdi ki o arpa çuvallarınının olduğu vagona doğru yatabilsin diye, tekerlek ne zaman bir taşa çarpsa inledi. Lommy Greenhands yaralanmamıştı bile, yine de Arya’dan durabildiği kadar uzak kaldı. “Ne zaman ona doğru baksan, titriyor,” dedi the Bull (*boğa) eşeğini onun yanında yürütürken. Arya cevap vermedi. Kimseyle konuşmamak daha güvenli gözüküyordu.
  86.  
  87. O gece ince battanesiyle sert zemine doğru uzandı ve büyük kırmızı kuyrukluyıldıza doğru baktı. Kuyrukluyıldız görkemli ve korkutucuydu. “Kırmızı Kılıç,” adını verdi the Bull; ve bir kılıca benzediğini iddia etti, metal ocağında dövülen ateş kırmızısı demir gibi. Arya gözlerini kısarak baktığı zaman, o da kılıcı görebildi. Sadece yeni bir kılıç olmamasına rağmen, o Ice (*Buz) idi, babasının muhteşem kılıcı, Valyrian çeliğinden yapılma, ve kırmızı rengini Ser Ilyn’in Kral’ın emrini yerine getirmek için Lord Eddard’ın kafasını kestiği zaman çıkan kandan alıyordu. Yoren onu başka tarafa bakmaya zorlamıştı bu gerçekleirken, yine de bu ona kuyruklıyıldız, Ice gibi gözüküyordu.
  88.  
  89. O gece uyuduğu zaman, evi düşledi. Kralyolundan Winterfell’e oradan da Wall(*Duvar)’a gerçeken ve Yoren onu orada daha bilgece biriyle bırakacağına söz vermişti. Robb’u, Bran’i, Rickon’i ve annesini tekrar görmeyi ümit etti… ama en çok Jon Snow’ı düşündü. Arya Winterfell’den önce bir şekilde Wall’a gitmeyi diledi, böylece Jon saçlarını eliyle karıştırıp ona “küçük kardeşim” diyebilirdi. O da ona “Seni özledim,” derdi ve o da aynı şeyi aynı anda söylerdi, her zaman bir şeyleri beraber söyledikleri gibi. Bu Arya’nın çok hoşuna giderdi. Bu Arya’nın her şeyden çok hoşuna giderdi.
Add Comment
Please, Sign In to add comment